Umurbey, Çanakkale kenarından başlamak üzere Güneye doğru uzanan Umurbey ovasının bitim noktası sayılabilecek bir yerde kurulmuştur. Bu yer, boğazdan yaklaşık 6 km uzaktaki Samutlar tepesidir. Çanakkale’ye 25 km, Lapseki’ye 15 km mesafededir. Hemen üst sınırında çam ormanları ile kaplı engebeli bir arazi başlamaktadır. 
Kuzeyinde, Çanakkale boğazı ve Kemiklialan Köyü, Güneyinde Beybaş Köyü, Doğusunda Sindal Köyü, Batısında ise Kangırlı Köyü bulunmaktadır. Kendi adı ile anılan ovayı sulayan Umurbey çayı Biga Çanakkale arasındaki sahanın en büyük akarsuyudur. Havzası çok geniştir. 
Akdeniz ve Karadeniz iklim özelliklerinin etkisi altında bulunan Beldenin dağlık ve tepelik topraklarının üçte biri ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar daha çok çam ormanı şeklindedir. Kıraç ve fundalık alanlara dikim sahası açılarak modem ormancılığa doğru çalışmalar yapılmaktadır. Beldenin yerleşim merkezinin kuzeyinde sahile kadar, doğu – batı istikametinde uzanan 8000 dönümlük Umurbey ovası tamamı sulanabilir bir arazidir. 
Başta Elma, Kiraz, Şeftali, Ayva, Erik, Armut ve Üzüm olmak üzere tüm meyve ve sebzeler yetiştirilir. Sulu arazinin dışında Beldenin kendi ihtiyacını karşılayacak kadar hububat ve diğer sanayi ürünleri de yetiştirilmektedir.


M.Ö. 6000 yılında Orta Asya’da Karadeniz’in kuzeyinden dolaşarak Rumeli’ye ve Tuna boylarına gelen Türkler Çanakkale boğazının Anadolu yakasına geçtiler ve buralara yerleştiler. Bir kısmı da Umurbey’in çevresine yerleşti. Uzun bir süre ilkel bir yaşam sürdüler. Tarımla uğraştılar, silah ve araç gereçlerini madenden yapmaya başladılar. M.Ö. 400 yıllarında bugünkü Umurbey beldesinin güneyindeki Samutlar tepesi denilen kayalık yerde ‘’PERKUT’’ şehrini kurdular. 
Perkote Troas bölgelerindeki en eski kentlerden biridir. Bunun pek sapa bir yerde bulunmasından dolayı sönükleştiği ve halkının en geç İ.Ö. 5. yy da eski kenti bırakıp yine yakınlarında başka bir alana göçtüğü, yeni Perkote kentini arada kurduğu biliniyor. Eski Perkote Erdağ’ın yüksek bir yerinde Homer’in Perkotesinin Troya’ya geldiği zaman İphidamas’ın gemilerini bıraktığı sahildir. 
Çanakkale civarındaki Halil-ili, Lapseki cenubundaki Saltuk limanı ve Kemer civarındaki Şah-Melik limanı gibi bazı yerler bu Türkmen beylerinin adlarını taşımaktadır. 1332 de Aydın oğlu Umur Bey Saruhanoğlu ile birlikte Gelibolu’yu muhasara ettiği gibi 1341 de ve yine Umur Bey, 250 tekneden mürekkep bir donanma ile gelerek burasını bir kere daha kuşatmıştır.


Duyurular